AyHan Nilgun ALEMDAR

SEN GİTTİN YA…

SEN GİTTİN YA…

 …

İki kadın tanıdım,

 Biri Sen,diğeri O.

 Sen ve O…

Sen miydin O,

O mu Sendin?

Ben…

Sen ve O…

 Kimdiniz?

Sen benimdin,O benim.

Ben sizindim.

 O yok,Sen Yoksun…

 Sen gittin,O yok.

 Ben kimim?

İki kadın tanıdım,

Biri Sen,diğeri O.

 Gitti…

Bitti…

Söz bitti,

 Öykü bitti,

 Kitap bitti…

 Biri gitti !

 Hayat bitti,

Hayaller gitti…

Sen gittin,O gitti.

Ben bittim…

 

AyHan ALEMDAR

29 Nisan 2011

İKİ ÇARPI İKİLİK TESİS

İKİ ÇARPI İKİLİK TESİS

Her çocuk ağlar genelde doğduğunda.

Anneme sormuştum bir zamanlar;

Ben gülmüşüm oysa ağlanacak hallara…

Şimdi sıra sizlerde…

Siz güleceksiniz ağlanacak halime..!

 

Her akşam yatarken yatağıma,

   umut ederim yarın sabah doğacak güneşi;

     olmaz derim

       bu akşam da olmasın,kalsın

         ama sabah yine yoktur güneş !

Temmuz sonunda zemheridir içimdeki…

 

Siz hepiniz,seviniz çok seviniz birbirinizi…

Gayri giderayak itten aç yılandan çıplak

   çalıp kapınızı her birinizin birer birer

      sevgi dilendim eğilmeden

        açlığım,doymamışlığım budur benim

          ağlamasın diye çocuklar

             ağlamasın,ağıt yakmasın diye analar…

 

Kokmuş bir deryanın ortasındayım

   tuz kokmuş,balık kokuşmuş

     boşunaymış tüm çırpınışlar

       önüm arkam köpek balığı

         bense kendi hayallerimde

           yel değirmensiz Don Kişot !

Yemen’de at izlerinden su içiyorum

   Çanakkale’den yadigar

      beynimin sol lobundaki kurşun

Kah Balkanlar’dayım

   kah Karabekir ile Şark’ta

     dönüp baktığım tek yer Samsun

       çıt yok yine de

boylu boyunca uzanmış bir gerilla

  sınıfsız zümresiz birinci Kuvvacı

   çetecinin tezgahında işkencede…

 

Sizi bilemem amma

ben ölüyorum galiba…

Elma mı, armut mu diye

               beklemesin hiç dostlar!

Dünya sizin olsun,

Korkmayın !Dedim işte;öldüm

                               öldüm ben..!

Haklı olmak yok imiş bu alemde,

belki toyluğumdan

  belki de verdiğim ikrarlardan…

Oy dost çık artık saklandığın mağaradan,

    çıkarabilirsin artık sakladığın

      bıçağı arkandan !

Dünya sizin olsun,ben öldüm…

 

Diyorlar ki; “Korkaksın Sen!”

Bunu söyleyenlerin öznesi hep “ben” idi.

Kendileri yani…

Söylenecek çok lafım var onlara amma

  yazıktır kalem ile kağıda

    bir de boşa geçen zamana…

 

Olmadı hiç gözüm para da pul da

  neyim varsa aha da üzerimdeki

                                 şu çulda…

Giderken kendi hiçliğime

  Son sözüm “Alfa-Omega” .

Haydi Allahaısmarladık,Eyvallah…

 

Ararsanız şimdilerde beni

   elinizi çabuk tutun,derim.

Keza umutsuz adımlarım

  ulaştı Filler Mezarlığı’na..!

Dün geçti be cancağızım,

  Yarın gelmedi hiç,gelmeyecek de…

Bugün ise her şey yasak bana.

Ezadır,cezadır artık yaşamak;

  yıllardır hissetmek,bütün suçları

    bütün yanlışları taşımak  sırtında.

 

Yine de size rağmen en iyisidir yaşamım.

  Bencileyin kendi narsist çayımda,

    sizinle son nefesimde

     giderken kendi hiçliğime

      gülümseyerek hepinize

        kimsesizliğinizin kimsesi

          korkularınızın kahramanı

            sevgisizliğin tanrısı olmak.

             Son sözüm “Alfa-Omega” .

Haydi Allahaısmarladık,Eyvallah…

 

Aslında olsaydı bu ülkenin fırınları,

 -Neron’a,Hitler’e,Mussolini’ye inat-

    savuracaktım küllerimi

      Meriç’ten Fırat’a,

        Sakarya’dan Kızılırmak’a,

          Gediz’den Murat’a…

Amma gideceğim yer belli;

   Ada 18,Parsel 389’da

      yatmakta olan babamın kollarında

        Bağçeşme’deyim yakında..!

-Belki siz ölüler bile istemeyeceksiniz beni-

 Amma velakin elimdeki tek malım,

                                     tek tapumdur

üst yapım ruhsat harcı bedeli ödenmiş…

Hasılatı bizatihi yatırılıp vergilendirilmiş,

  cilt 58,varak 3767’de kayıtlı

    iki çarpı iki ebadında

     iki kişilik bir tesis …

      Açılışa beklerim hepinizi !

 

AyHan ALEMDAR

 ilginç mezar taşları resimleri

  http://ittenacyilandanciplak.bloggum.com/

Doğum Günün kutlu olsun Nilgün'cüğüm...

“ Sen Gittin,

Nilgün Gitti,

Öykü Bitti.

Kitap Bitti,

Biz Bittik...! “

 

 

Gitmek mi Zor Kalmak mı ?

Yoksa

Yoksa

Sen Yoksan,

Yaşamak mı ?

Seni Sonsuza Kadar Yaşatacağız

Nur İçinde Yat.

Mekanın Cennet Olsun…

 

Bugün Senin Doğum Günü'n ,Doğum Günün kutlu olsun Nilgün'cüğüm...

Eşin AyHan ALEMDAR

 

 

 

AUDITIONS

AUDITIONS

Herkesin bir Nilgün’ü yoktur

Ama herkesin bir sevdiği vardır

Ayakkabısı,paltosu gibi

Bir kimsesi vardır herkesin

Şimdilerde benimse Nilgün’süzlüğüm…

 

Selamlar Prenses…

Gün eksilmesin pencerenden

Baskıdan,suslardan,yasaklardan uzak

                     nice gün ve

                       nice gecelere…

Şimdi her zamankinden tiz

Her zamankinden daha bas

Bağır bağır bağırıyorum

“Seni Seviyorum” diye

         ayırdına vararak…

Elimde fenerle Diyojen gibi

            insan aramadım

Işıksızdım…Karanlıktı…

Seni bulduğumda çıplaktım

“Evraka!Evraka!”

          Seni buldum ya…

Seninle aynı havayı soluyup,

Aynı düşünceleri paylaştık

Dileğim yaşamı paylaşmaktır.

 

İki yüzlü toplum içindeki insanlar

Sığ kültürlerinde kendilerini

                            yalanlar.

Oysa biz farklıydık.

Çay ile şeker birlikteliğindeydi

                             tadımız…

Sen benim sevgilim,aşkım,dostum,

Sen benim sırdaşım,arkadaşım oldun.

Sen benim iki gözüm…

İki yüzlü toplumun yargıları içindeydik

Namus, apış arasında basit bir zarda…

Kadın ikinci sınıf vatandaş,şeytandı.

Evinde karısı,kızı,ablası,anasıdır kadın;

Pavyonda,genelevinde orospu !

İki mıncığın esiri ataerkil kültürün

Elmaya tav olmuş bıçkın delikanlıları !

Ya da namı-ı diğer sandık kurtları…

 

Dediler ki bana :

“Sen iyi bir kardeşimizsin…”

Eee…Sonra ?

“...Başını belaya sokarsın,anladın mı?”

Dediler ki bana:

“…AyHan Kardeş,bizler seni bağrımıza bastık.

Seni kaybetmeyi istemeyiz…

Ama…

Hep söylerim keşke demek için

Hepimiz çok geç kaldık…

Keşke olmasaydı…

Sen,yapı olarak sadece ferdi değil;

Toplumsal olarak geniş fikirlere

                   sahip bir insansın…

O deli yüreğine hiç mi söz geçiremezsin?

Ya ileride çıkacak sorunlarınız,

Onlara ne demeli AyHan?

Yaş farkı,kadın çabuk çöker !

İyi düşün AyHan,ne olur…

Bence sen hayatınla oynuyorsun…

Ya bir kör kurşuna hedef olursan?

O ne yapacak?

Tabii ki yaşamına devam edecek…

O,bence bencilce düşünüyor.

Sevgi bitiyor zamanla,

Asıl kıyamet,

Asıl azap o zaman başlıyor…

Öyle acılar yaşanıyor ki

Uçan kuştan medet umuyorsun.

Ben bunları yaşadım AyHan,

Allah kimseye yaşatmasın…

Lütfen iyice düşün,

Dünya artık toz pembe değil.

Pembe olan yerlerden de

Kendini karanlıkların içine atma…”

 

Kızdım vatandaşa verdim veriştirdim.

Bunun karşılığında dediler ki bana:

“…Bizim ülkemizde kadın daima

                          ikinci plandadır.

Bu değişmeyecek tek kural AyHan

    ve bunun Sen değiştiremezsin…

Kendini düşün…

Sana kızmıyorum anlıyorum ama

Kendi yaşamını tehlikeye attığını

                  görmek beni üzüyor .”

 

Kim süttü,kim kaşık

Kafa,kol,bacak

Sinir,böbrek,dalak

Enayi,aptal,salak,dangalak !

 

**********

                      

Hiçbir şey düş değildi,

Yaşadık bitti,her şey geçecek…

Geçenlerde Fidel,İstanbul’a geldi.

Castro ile Guevara 40 yıl önce

Meksika’dan kalkıp Küba’ya gelmişler

Vuruşa vuruşa göğüs göğüse

Oniki kişi,

On iki erkek kalmışlar…

Ama dünyaya bir devrim

Bir devrim nasıl yapılır kanıtlamışlar.

Sen ve Ben

Bizler dünyayız !

Dünyanın şereflileri ile ahlakçıları,

Dindarlar ile namuslular

Kabul etse de etmese de…

 

Fidel Castro yaşıyor,

Küba 40 yıldır sosyalisttir

AyHan’da seni çok seviyor

                        ve öpüyor…

Üstelik ne seni benim gibi

Ne de benden fazla

Kimse sevmedi,sevmeyecek asla…

 

 

AyHan ALEMDAR

1 Temmuz 1996

 

KALİMERA ALLAH’IM

KALİMERA ALLAH’IM

Ey Ulu Allah’ım,

Ya Rab !Kaç kez divanına geldim,

             kaç kez yalvardım sana ?

Kaç kez dualarımın kabulünü istedim ?

Peygamber aşkına dedim,

                yapma,dedim…

Yatıyordu öylece gözümün önünde

azap içinde kıvranıyordu

                 müşküldüm

                   dertliydim

Şifa istedim,deva istedim Senden.

Bir tespihim vardı,dertlere deva bir taş

  kaç defa sevdiceğimin elinde sabahladı

    kaç defa gömdüm toprağa kanseri

      kaç defa apak çıkarttım canım taşı.

Don Kişot’tum bu devirde,

   Deli Dumrul adeta

      can verdim,

        canım verdim Cananıma kaç defa…

          Al dedim,al dedim almadın

            Dan,dan,dan…

Kaç defa sıkıldı yüreğe 

    kaç kurşun yarasıdır bağrımdaki ?

Kaç defa yıkıldım,

  kaç defa kalktım,

    acep Sen bilmez misin ?

Belki yüzüm karaydı karşında

   Belki narına atacaksın

                       bilemem de

Ey her şeyi gören,bilen,duyan Allah !

Ey esirgeyen,bağışlayan Allah !

Ey alemlerin Kralı !

Ey merhametlilerin merhametlisi !

Hiç Tanrı kendi suretini öldürür mü ?

Hiç Tanrı yarattığı suretinin Tanrıça’sını

                                  öldürür mü?

Hiç Tanrı suretinde intihar eder mi ?

 

Tanrım öldü,biliyor musun?

Tanrıçam öldü,gömdüm ben O’nu.

O’nu Sen öldürdün …

Kıskançsın Sen…

 

Belki de

“Yalnızlık Allah’a mahsustur

                                 derler,

                         bir de bana !

Hep yalnızdım kalabalıklar içinde,

                        şimdi anladım.

Anladım,anladım da

İşte bu yüzden yalnızlıktan canı sıkılan

                        Allah’ın yanına

gitmeyi düşünüyorum birkaç el tavla

                                       atmaya !”

demiştim ya geçenlerde,kızdın değil mi?

Ama geleceğim biliyorsun,

   Elbet birgün görüşeceğiz

      Sen de ben de biliyoruz bunu değil mi?

 

Küller küllere karıştı mı?

Hayır…

Toprak Ateşe düştü,yandı mı?

Su’ya yalvardım narımı söndürsün diye,

  Hava geldi ateşi alevlendirdi.

Çamurunu Ateşe,

Suyunu Havaya tercih ettin…

Velhasıl kendini yaktın

              kendi suretinde….

Beni yaktın,

Tanrıçamı yok ettin…

Rafael’i,

  Gabriel’i,

    Mihayel’i,

      Oriel’i bilirdik biz

        Lucifer mıydı Senin baş tacın ?!

Nedir bu karmaşa,nedir bu keşmekeş…

Ne oldu onca duaya,yalvarışa

Hani,neye yaradı Kenzül Arş ?

*******

Zenginlikle öğünmem

  zengin değildim…

    Senin dediğin gibiydim.

Ebedi değildim bilirdim amma

   itaat etmediğim için sana

     almamalıydın elimdeki tüm var olanları…

Fakirlik zor zanaat  olsa da bu devirde

                                       yerinmem

kaderim değildir bilirim,ama

                yoktur zenginlikte gözüm.

Kendime rahmet dilemedim hiç Senden

Bağışlayıcısın,merhametlisindir bilirim

Çok ama çok sevdim seni Ey Allah’ım

ama Sen yeryüzündeki suretini

  Benim Tanrıçamı kıskandın değil mi?

Şimdi O yok,istediğin gibiyim

teke tek,senin gibi yapayalnız

küçücük,naçar,biçare,avare…

Mutlu musun ?

*******

İnsanlar insanlara kötülük ederler…

Ben işkencecilere acırım,

   işkence yapılandan çok…

Alçalan insan soyudur çünkü.

Ama sen Tanrı’ydın,Rab,Huda…

        Allah’ımdın benim…

Darağacına çıkardın beni,ip boğazımda

   Korku arıyorsun gözlerimde

                        biliyorum.

   Ama nafile…

     Vur sandalyemin bacağına…

Gelsin Gabriel,

   gelsin Rafael,

     gelsin Oriel ve Mihayel…

Ama unutma

   her halimle ben geleceğim

     kıldan ince kılıçtan keskin olan

       Sırat’ını geçip yanına..!

*******

   

Hak verilmez,alınırdı bence

zulüm alkışlanmazdı

zalim sevilmezdi

geçmişe sövülmezdi amma

üç buçuk soysuzu Sen yaratmıştın

Sana inat yumuşacıktım

ama boynumu kestirmeyen koyundum

kanayan kaç yara gördüm

kaç kere sızladı ciğerim

kaç defa dayak yedim,kamçılandım da

aman sen de demedim

hak için haklı için boynumu vurdurdum…

********

Ben eşimi,

 ben canımı,

   ben arkadaşımı,

     ben dostumu,

       ben yoldaşımı,

         ben anamı-babamı

           ve ben

            ve ben Tanrı’mı

              Tanrıçamı kaybettim.

Ben Tanrıçama çokça yazdım,

              Binlerce sayfa

Türkçe,İngilizce,Almanca

    O,anlamıştı beni…

Kalimera Allah’ım !

Bismillahirrahmanirrahim…

Yarabbim…

“La ilahe illa ente sübhaneke

inniyküntü minazzalimiyn…”

 

 

Kalimera Allah’ım !

Bismillahirrahmanirrahim…

Yarabbim…

“Hasbiyellahü la ilahe

illahü aleyhü tevekkeltü ve

hüve rabbül arşıl azim…”

 

Ey Allah’ım…

Tavaf sadece Kabe’ye olmaz;

O,taştandır…

Arzın merkezi Senin bir parçan

                  AyHan’ın gönlüydü.

AyHan’ın merkezinde ise O vardı.

Ama Sen Allah’ım,

        Benim Tanrıçamı öldürdün…

Hastalık sendendi,anlamadık değil mi?

                                 Çaresizdik.

İlacı doktorlar verdi,oysa bendeydi…

                                 Göremedim…

Çaresizdim,küçüktüm ama Alem ben’dim.

Peki Kalem,Levh,Arş,Kürs neredeydi ?

Sen neredeydin ey Efendim ?

Hayat suyu idim değil mi?

Hazinenin üstünde yoksuldum değil mi?

                          İnsanlığın yoksulu…

 

Ey Allah’ım…

Tanrıçamı,Tanrımı ben öldürdüm aslında değil mi?

Sonsuzluk aleminin perdesini açtım O’na…

Evrenin en güzel kokulu yerine

  bilgisizliğim,cahilliğim yüzünden

    Senin saltanat bahçene süs diye

                              yolladım O’nu…

O,benim Tanrım-Tanrıçam

    şimdi Senin toprağında

      vuslat gülşeninden bir gül…

Benim Tanrıçam,

Meryem kızı Nilgün,şimdilik sana emanet…

Unutmadan ya Rafael’e söyle,

                         Gabriel’i göndersin bana

Ya da ben gelene kadar iyi bak O’na…

 

 

AyHan ALEMDAR

18 Ağustos 2010

 (Eşim Nilgün ALEMDAR’ın vefatı üzerine)

Eşimi,canımı,dostumu,arkadaşımı,yoldaşımı kaybettim...Ne büyük insandı!Önünde saygı ile eğiliyorum.

Biricik Eşim;

Değerli Dostum,Arkadaşım,Yoldaşım;

Biricik Annemiz,Seni 31 Temmuz 2010 Cumartesi saat 01:05 sularında kanser tedavisi gördüğün hastanede kaybettik...

Seni kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz...

Biz eşin AyHan ALEMDAR ve oğlun Bedirhan ALEMDAR,bizler için yaptığın fedakarlıkları asla unutmayacağız...

Biliyoruz ki,gözün,ruhun,kalbindeki o büyük sevgi ile daima bizim yanımızda olacaksın.

Bizler de sana layık bir eş ve oğul olmaya devam edeceğiz ...

Nur içinde yat...

Mekanın cennet olsun...

Sevgili Canım Karım,Birtanem,

Sevgili Anneciğim,biliyoruz ki cennettesin artık....

 

Sevgimiz ve Dualarımız daima seninle olacak....

 

Eşin AyHan ALEMDAR ve küçük oğlun Bedirhan ALEMDAR

 

 

Doğum Günü'n kutlu olsun Nilgün'cüğüm...

a11  

Can Yoldaşım,

  Değerli Dostum,

    Biricik Arkadaşım,

       Sevgili Eşim

Nilgün ALEMDAR ;

 

Bugün senin doğum günün...Yeni yaşın kutlu olsun...Mutlu ol,sağlıklı ol,umutlu ol,başarılı ol daha nice yıllarca...Sen hep var ol ki başımızda,biz var olabilelim bu Dünya'da...

Ama gel gör ki,yeni yaşına hasta hem de çok hasta girmektesin...Kanser illetinin acısını çekmektesin...

Ben AyHan ALEMDAR...Güzel Eşim,Bedirhan'ım ve hayatım adına eğer Tanrı varsa,eğer Allah varsa ve O ,şimdi duyuyorsa,görüyorsa -ki öyle dir-benim de duysun sesimi Deli Dumrul'un anası ile babasına inat varsın çöksün göğsüme Azrail denen melek ..! Alsın canımı,varsın bütün ömrüm senin olsun...Senin olsun ki senin gibi güzel insanlar zor gelir bir daha Dünya'ya...İşte bu yüzden yaşaman adına canımı vermeye hazırım sana şu an doğum günü hediyem olarak...

Tüm Sevgilerimle seni bir kez daha yeni yaşından dolayı kutlarken,önce bir Deli Dumrul Hikayesi aktardıktan sonra yıllar önce sana yazmış olduğum şiirimi de hediye etmek istiyorum ,lütfen kabul buyur Nilgün'cüğüm...

Sevgi ve Saygılarımla,

AyHan ALEMDAR

 

******************************************************************

Meğer hanım, Oğuz'da Duha Koca oğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der iki, benim erliğim, bahadırlığım, kahramanlığım, yiğitliğim Ruma, Şama gitsin, ün salsın der idi.

Meğer bir gün köprüsünün yanında bir bölük oba konmuştu. O obada bir iyi güzel yiğit hasta düşmüştü. Allah'ın emriyle o yiğit öldü. Kimi oğul diye, kimi kardeş diye ağladı. O yiğit üzerine dehşetli kara feryat koptu.

Ansızın Deli Dumrul dört nala yetişti. Der: Bre kavatlar, ne ağlıyorsunuz, benim köprümün yanında bu gürültü nedir, niye feryat ediyorsunuz dedi. Dediler: Hanım, bir güzel yiğidimiz öldü, ona ağlıyoruz dediler.

Deli Dumrul der: Bre yiğidinizi kim öldürdü? Dediler: Vallah bey yiğit, Allah Taala'dan buyruk oldu, al kanatlı Azrail o yiğidin canını aldı. Deli Dumrul der: Bre, Azrail dediğiniz ne kişidir ki adamın canını alıyor, ya kadir Allah, birliğin varlığın hakkı için Azrail'i benim gözüme göster, savaşayım, çekişeyim, mücadele edeyim, güzel yiğidin canını kurtarayım, bir daha güzel yiğidin canını almasın dedi. Çekildi döndü Deli Dumrul evine geldi.

Hak Taslo'ya Dumrul'un sözü hoş gelmedi. Bak bak, bre deli kavat benim birliğimi tanımıyor, birliğime şükür kılmıyor, benim ulu dergahımda gezsin benlik eylesin dedi. Azrail'e buyruk eyledi kim ya Azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, dedi, canını hırıldat al dedi.


Deli Dumrul kırk yiğit ile yiyip içip otururken ansızın Azrail çıka geldi. Azrail'i ne çavuş gördü ne kapıcı. Deli Dumrul'un görür gözü görmez oldu, tutar elleri tutmaz oldu. Dünya alem Deli Dumrul'un gözüne karanlık oldu. Çağırıp Deli DumruJ söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:

Bre ne heybetli ihtiyarım
Kapıcılar seni görmedi
Çavuşlar seni duymadı
Benim görür gözlerim görmez oldu
Tutar benim ellerim tutmaz oldu
Titredi benim canım cuşa geldi
Altın kadehim elimden vere düştü
Ağzımın içi buz gibi
Kemiklerim tuz gibi oldu
Bre sakalcığı akça ihtiyar
Gözceğizi fersiz ihtiyar
Bre ne heybetli ihtiyarsın söyle bana
Kazam belam dokunur bugün sana

dedi. Böyle diyince Azrail'in hiddeti tuttu, der:

Bre deli kavat
Gözümün fersiz olduğunu ne beğenmiyorsun
Gözü güzel kızların gelinlerin canım çok almışım
Sakalımın ağardığını ne beğenmiyorsun
Ak sakallı kara sakallı yiğitlerin canım çok almışım
Sakalımın ağarmasının manası budur

dedi. Bre deli kavaf övünüyordun: Al kanatlı Azrail benim elime geçse, öldüreydim, güzel yiğidin canını onun elinden kurtaraydım diyordun, şimdi bre deli geldim ki senin canını alayım, verir misin yoksa benimle cenk eder misin dedi.

Deli Dumrul der: Bre, al kanatlı Azrail sen misin dedi. Evet benim dedi. Bu güzel yiğitlerin canını sen mi alıyorsun dedi. Evet, ben alıyorum dedi. Bre Azrail, ben seni geniş yerde istiyordum, dar yerde iyi elime girdin değil mi dedi. Ben seni öldüreyim, güzel yiğidin canını kurtarayım dedi.



Kara kılıcını sıyırdı eline aldı. Azrail'e çalmağa hamle kıldı. Azrail bir güvercin oldu. pencereden uçtu gitti. İnsan oğlunun ejderhası Deli Dumrul elini eline çaldı, kah kah güldü. Der: Yiğitlerim Azrail'in gözünü öyle korkuttum ki geniş kapıyı bıraktı dar bacadan kaçtı, mademki benim elimden güvercin gibi kuş oldu uçtu, bre ben onu bırakır mıyım doğana aldırmayınca dedi.


Kalktı atma bindi, doğanını eline aldı, ardına düştü. Bir iki güvercin öldürdü. Döndü, evine gelirken Azrail atının gözüne göründü. At ürktü. Deli Dumrul'u kaldırdı yere vurdu. Kara başı bunaldı, darda kaldı. Ak göğsünün üzerine Azrail basıp kondu. Demin mırıldanıyordu, şimdi hırıldanmağa başladı.

Der:

Bre Azrail aman
Tanrının birliğine yoktur güman
Ben seni böyle bilmezdim
Hırsız gibi can aldığını duymazdım
Tepesi büyük büyük bizim dağlarımız olur
O dağlarımızda bağlarımız olur
O bağların kara salkımlı üzümü olur
O üzümü sıkarlar al şarabı olur
O şaraptan içen sarhoş olur
Şaraplıydım duymadım
Ne söyledim bilmedim
Beylikten usanmadım yiğitliğe doymadım
Canımı alma Azrail medet

dedi. Azrail der: Bre deli kavat bana ne yalvarıyorsun. Allah Taala'ya yalvar, benim de elimde ne var, ben de bir emir kuluyum dedi. Deli Dumrul der: Peki ya can veren can alan Allah Taala mıdır? Evet odur dedi. Döndü Azrail'e, peki ya sen ne eylemekli belasın, sen aradan çık, ben Allah Taala ile haberleşeyim dedi.

Deli Dumrul burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Daim duran cebbar Tanrı
Baki kalan settar Tanrı
Benim canımı alacaksan sen al
Azraile almağa bırakma



dedi. Allah Taala'ya Deli Dumrul'un burada sözü hoş geldi. Azrail'e nida eyledi 40 ki madem deli kavat benim birliğimi bildi, birliğime şükür kıldı, ya Azrail,Deli Dumrul can yerine can bulsun, onun canı azat olsun der.

Azrail der: Bre Deli Dumrul Allah Taala' nın emri böyle oldu ki Deli Dumrul canı yerine can bulsun, onun canı azat olsun dedi.

Deli Dumrul der: Ben nasıl can bulayım, yalnız, bir ihtiyar babam, bir ihtiyar anam var, gel gelelim. ikisinden biri belki canını verir, al, benim canımı bırak dedi.

Deli Dumrul sürdü babasının yanına geldi.
Babasının elini öpüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

Ak sakallı aziz izzetli canım baba
Biliyor musun neler oldu
Küfür söz söyledim
Hak Taalaya hoş gelmedi
Gök üzerinde al kanatlı Azdaile emreyledi
Uçup geldi
Benim akça göğsümü bastırıp kondu
Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu
Baba senden can dilerim verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın

Babası der:

Oğul oğul ay oğul
Canımın parçası oğul
Doğduğunda dokuz erkek deve kestiğim aslan oğul
Penceresi altın otağımın kabzası oğul
Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
Karşı yatan kara dağım gerek ise
Söyle gelsin Azrailin yaylası olsun
Soğuk soğuk pınarlarım gerek ise
Ona içme olsun
Tavla tavla koç atlarım gerek ise
Ona binek olsun
Katar katar develerim gerek ise
Ona yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda akça koyunum gerek ise
Kara mutfak altında onun şöleni olsun
Altın gümüş para gerek ise
Ona harçlık olsun
Dünya tatlı can aziz
Canımı kıyamam belli bil
Benden aziz benden sevgili anandır
Oğul anana var

dedi. Deli Dumrul babasından yüz bulmayıp sürdü anasına geldi. Der:

Ana biliyor musun neler oldu
Gök yüzünden al kanatlı Azrail uçup geldi
Benim akça göğsümü bastırıp kondu
Hırıldatıp canımı alır oldu
Babamdan can diledim ana vermedi
Senden can dilerim ana
Canını bana verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın
Acı tırnak ak yüzüne çalar mısın
Kargı gibi kara saçını yolar mısın ana

dedi. Anası burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : Anası der:

Oğul oğul ay oğul
Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
On ay diyince dünya yüzüne getirdiğim oğul1
Dolma beşiklerle belediğim oğul
Dolu dolu ak sütümü emzirdiğim oğul
Akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul
Pis dinli kafir elinde esir olaydın oğul
Altın akçe gücüne dayanarak seni kurtaraydım oğul
Yaman yere varmışsın varamam
Dünya tatlı can aziz
Cınımı kıyamam belli bil


dedi, anası da canını vermedi. Böyle diyince Azrail geldi Deli Dumrul'un canını almağa. Deli Dumrul der:

Bre Azrail aman
Tanrının birliğine yoktur güman

Azrail der: Bre deli kavat daha ne aman diliyorsun, ak sakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak bürçekli ananın yanına vardın can vermedi, daha kim verecek dedi. Deli Dumrul der: Hasretlim vardır, buluşayım dedi. Azrail der: Bre deli hasretlin kimdir? Der: El kızı helallim var, ondan benim iki oğlancığım var, emanetim var, ısmarlayacağım onlara, ondan sonra benim canımı alasın dedi.

Sürdü helallisinin yanına geldi, der:

Biliyor musun neler oldu
Gök yüzünden al kanatlı Azrail uçup geldi.
Benim beyaz göğsümü bastırıp kondu
Benim tatlı canımı alır oldu
Babama ver dedim can vermedi
Anama vardım can vermedi
Dünya şirin can tatlı dediler
Şimdi
Yüksek yüksek kara dağlarım sana yaylak olsun
Soğuk soğuk sularım sana içme olsun
Tavla tavla -koç -atlarım 'sana binek olsun
Penceresi altın otağım sana gölge olsun
Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda beyaz koyunum sana şölen olsun
Gözün kimi tutarsa
Gönlün kimi severse
Sen ona var
iki oğlancığı öksüz koyma

dedi. Kadın burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Ne diyorsun ne söylüyorsun
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
Koç yiğidim şah yiğidim
Tatlı damak verip öpüştüğüm
Bir yastıkta baş koyup emiştiğim
Karşı yatan kara dağları
Senden sonra ben neylerim
Yaylar olsam benim mezarım olsun
Soğuk soğuk sularını
içer olsam benim kanım olsun
Altın akçeni harcar olsam benim kefenim olsun
Tavla tavla koç atını
Biner olsam benim tabutum olsun
Senden sonra bir yiğidi
Sevip varsam beraber yatsam
Alaca yılan olup beni soksun
Senin o namert anan baban
Bir canda ne var ki sana kıyamamışlar
Arz şahit olsun sekizinci kat gök şahit olsun
Yer şahit olsun gök şahit olsun
Kadir Tanrı şahit olsun
Benim canım senin canına kurban olsun



dedi, razı oldu.

Azrail hatunun canını almağa geldi, insan oğlunun ejderhası eşine kıyamadı. Allah Taala'ya burada yalvarmış, görelim nasıl yalvarmış:

Der:



Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Çok cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Daim duran cebbar Tanrı
Ulu yollar üzerine
İmaretler yapayım senin için
Aç görsem donatayım senin için
Alırsan ikimizin canını beraber al
Bırakırsan ikimizin canını beraber bırak
Keremi çok kadir Tanrı


dedi. Hak Taala'ya Deli Dumrul'un sözü hoş geldi. Azrail'e emreyledi:
Deli Dumrul'un babasının anasının canını al, o iki helalliye yüz kırk yıl ömür verdim dedi. Azrail de babasının anasının derhal canını aldı. Deli Dumrul yüz kırk yıl daha eşi ile ömür sürdü.

Dedem Korkut gelip destan söyledi deyiş dedi. Bu destan Deli Dumrul'un olsun, benden sonra alp ozanlar söylesin, alnı açık cömert erenler dinlesin dedi.

Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, olsun kabul. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammed'e bağışlasın hanım hey!....

 

********************************************************************

O BENDİ ASLINDA (*)

Yaşamak mı zor yoksa şiir yazmak mı

  Görmek mi gerek dünyayı yoksa bakmak mı

    Gitmek mi zor kalmak mı

       Yoksa

         Yoksa

           O yoksa yaşamak mı ?

 

İnsandı O;her şeysiz,çırılçıplak yalnızlığında

                           Tek başına

Elleri küçücüktü O'nun

Gözleri büyüktü,o her şeyi gören rengarenk

Bazen kara çiçeğim olurdu

Bazen de sarı bir çiçek gönül bahçemde.

 

Kadındı O;gerdansız,kalçasız bir kadın !

Kadındı O;tapıncım,idolüm,Afrodit'im.

Kadındı O;yalnız benim Aspasia'm.

 

O bir katarın yük vagonu gibi dolu,

O bir okyanus gibi derin ve duru,

Akvaryumdaki balık gibi sessiz ve ürkek,

Kaktüs gibi dikenliydi bazen.

Piton kadar güçlü,katır kadar inatçı,

Akrep kadar tehlikeliydi aynı zamanda.

O bir taş kadar sert

    Bir gonca kadar da yumuşacıktı .

Pamuk gibi,kadife gibi yumuşacıktı O.

O tehlikedeydi.

Tehlikedeki kadındı O.

Tehlikedeki kadın tehlikelidir aynı zamanda.

Olsun,

O benim canımdı.

O kadın benimdi velhasıl...

 

Dar gelen şehrin keşmekeşliğinde bunalmadan

Caddeler Boyu yol aldık önce kolkola aldırmadan

Bir poliüretan gönderdik en markalısından

                                       En cafcaflısından

                                       Mutfağa

Ardından oturma gruplarını seyreyledik

Özgün bir desen bulup onları da gönderdik

                                        Oturmaya

Sonra Pierre Cardin'e girip soyunduk

                                         Baştan ayağa

Cicilerimizi kuşanırken boy aynasında.

Paşabahçe'nin kristalleri,kadehleri derken

  Daldık kasaba,manava gün bitmeden

     Zavallı taksici amadeydi emrimize...

 

 

Akşam oldu çağırdık misafirlerimizi

                    Koyulduk muhabbetimize

                    Fasıl şahane

                    Yıldızlandı gece

                     Ve içtik elinden kahve

                     Bilirsin kahve bahane

İpini toplarken gecenin o giz uçurtmasının

  Uzaklardan sesi duyulurken hocanın

     Kollarımda uyuyordu başın

        Büyüktü aşkım ve aşkın...

 

Ya gözyaşlarım ?

İçime sinmiş bir küf ve rutubet kokusu

  Yarısı karanlık

     Yarısı aydınlık

        Her şey karmakarışık

           Dudaklarındaki kızılcık

             Ve buğday ambarındaki dun yaratık...

 

Düşünüyorum

  Düşünüyorum da

     Gitmek mi zor kalmak mı

        Yoksa

          Yoksa

            O yoksa yaşamak mı ?

 

AyHan ALEMDAR

Eylül 1996